AZABA YÖNELTEN EN SİNSİ VARLIK


Kim olursa olsun, her insanın sonsuz bir azap çekmesini isteyen, bütün varlığını buna adamış olan, son derece tehlikeli bir varlık var…

Bu varlık tarihin her aşamasında insanın düşmanı oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekmeyi amaçlıyor. Onun için genç, yaşlı, kadın, erkek, devlet başkanı veya dilenci fark etmiyor. Her insan onun hedefi…

Bu sinsi varlık, insanın apaçık düşmanı olan “şeytan”dır.

Siz bu yazıyı okurken sizi gözleyen, sizinle ilgili planlar yapan ve sizi Allah’ın dosdoğru yolundan alıkoymak isteyen önemli bir düşmanınız var. Bu düşmanın tek arzusu, olabildiği kadar çok insanı kendisiyle beraber cehenneme sürüklemek… Hangi sebeple olursa olsun, onu takip edenlerin sonu hiç değişmiyor. Bu son Kuran’da şöyle haber verilir:

“Ona yazılmıştır: “Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir.” (Hac Suresi, 4)

Okumaya devam et

ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞINMAK


İnsanın her konudaki en doğru bilgileri öğrenebileceği tek kaynak, Allah’ın insanlara bilmediklerini öğrettiği hak Kitabı Kuran’dır.Kuran’da her konuda olduğu gibi, insanın şeytana dair bilmesi gereken tüm ayrıntılar da anlatılmıştır. İnsanın bu bilgiler doğrultusunda dikkat etmesi gereken ilk şey ise “Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. “ (Bakara Suresi, 168) ayetiyle bildirildiği gibi şeytanın izinden gitmemek olmalıdır. Bunun sebebi ise Kuran’da şu sözlerle açıklanmıştır:“O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”(Bakara Suresi, 169)

Allah, Kuran’ın “Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, Şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele, 19) ayetiyle, şeytanı kendilerine dost edinen ve onun ahlakını benimseyen kimselerin durumunu haber vermiştir. Bu kimseler Rabbimizi unutmuş ve şeytanı kendilerine rehber edinmişlerdir.

Şeytanın asıl amacı, kendisi gibi, insanları da beraberinde ateşe sürükleyebilmektir. Böyle bir son ile karşılaşmamak için insanın herşeyden önce yapması gereken, kendisine Kuran’ı rehber edinmek olmalıdır. Nefsin de, -Allah’ın dilemesi dışında- daima kötülüğü emreden ve şeytanın sözcülüğünü yapan bir varlık olduğunu bilmeli ve onun isteklerine uymaktan Allah’a sığınmalıdır. Şeytanın hilesinin iman edenler için çok zayıf olduğunu, vicdanlarının sesine kulak verdikleri anda şeytanın tüm tuzaklarının bir anda bozulup yok olacağını bilerek, şeytandan gelen her telkinde samimiyetle Allah’a yönelmelidir. Bu yolu izlediğinde doğru yolu bulmak ve doğru yolda sağlam adımlarla ilerlemek her insan için çok kolaydır. Allah bu kolaylığı ayetlerinde şöyle bildirmektedir:

“Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiç bir zorlayıcı-gücü yoktur.” (Nahl Suresi, 99)

“Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerindedir.”(Nahl Suresi, 100)

Bediüzzaman Said Nursi “Sen, eğer nefis ve şeytanı dinlersen, esfel-i safiline (aşağıların en aşağısına, cehennemin en alt tabakasına) düşersin. Eğer Hak ve Kuran’ı dinlersen, ala-yı iliyyine (cennetin en yüksek derecesine, Cenâb-ı Hakkın indinde en iyilerin ve kâmillerin derecesine) çıkar, kainatın bir güzel takvimi olursun.” (Sözler, s. 297, İman ve Küfür Müvazeneleri, s. 106) sözleriyle şeytanı dost edinen bir insanın insanların en aşağısı durumuna düşerken, kendisine Kuran’ı rehber edinen ve Allah’ın yoluna uyan bir insanın da en üstün konuma geleceğini hatırlatarak insanları şeytanı dost edinmemeleri konusunda uyarmaktadır.

C:\Users\kişi\Desktop\My Pictures\PHTSHP-MANZARA\huzurlu.jpg

Peygamber Efendimiz (sav) ise, şeytanın hilesinden sakınmak için müminlere şu tavsiyelerde bulunmuştur:

“Namaz, şeytanın yüzünü karartır, sadaka belini kırar. Allah için birini sevmek ve amelde muhabbet şeytanın kökünü kazır. Bunları yaparsanız şeytan sizden şark ile garb arası kadar uzaklaşır.” (Hz. İbni Ömer r.a.) (Ramuz El Hadis, s. 218)

ÜMİTSİZLİĞE VE ŞEYTANIN OLUMSUZ TELKİNLERİNE FIRSAT VERMEMEK

Ümitsizlik iki türlü olabilir. Birincisi, insanın karşılaştığı zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılmasıdır. Ancak iman eden her insan, Allah’ın koruması altında yürütülen ve O’nun destekleyeceğini vaat ettiği işlerde bir olumsuzluk olmayacağını bilmelidir. Çünkü Kuran’daki ayetlerde, Allah’ın kesin bir biçimde müminlerin destekçisi olduğu ve onları asla inkarcılar karşısında yardımsız bırakmayacağı haber verilmektedir.

Ümitsizliğin ikinci türü ise, kişinin yaptığı bir hata ya da işlediği bir günah nedeniyle kendi imanından ümit kesmesi, Allah’ın kendisini bağışlamayacağına ve artık cehennemlik olduğuna kendini inandırmasıdır. Oysa bu tamamen Kuran’a muhalif bir düşünce, bir kuruntudur. Aksine Allah kendisine samimi bir biçimde tevbe edenlerin tüm günahlarını bağışlar. Allah’a yönelmek, O’nun rahmetine sığınmak için hiçbir nokta “çok geç” değildir. Allah, Kuran’da kullarına şöyle seslenmektedir:

“… Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. “ (Zümer Suresi, 53)

Ümitsizlik, şeytanın mümini Allah yolundan alıkoymak için verdiği vesveselerden biridir. Şeytan bu yolla hata yapan bir müminin moralini bozmaya, yapılan basit hataları kendi gözünde büyütmeye ve onu daha da büyük hatalara sürüklemeye çalışır. Hedefi, mümini imanından ve samimiyetinden kuşkuya düşürmek, ona boş kuruntular aşılamaktır. Eğer insan şeytanın bu yönteminden etkilenirse, giderek imani bir zayıflığa düşer, hata üstüne hata yapmaya başlar. “Bir kere hata yaptım, artık dönüşü yok” diye dile getirilen bir mantık içerisinde, giderek daha da büyük günahlara sürüklenir.

C:\Users\kişi\Desktop\My Pictures\KİTAPLAR\QURAN\vahiy02.jpg

Mümin böyle bir hisse kapıldığında hemen Allah’a sığınmalı, Kuran’ın nuruyla düşünmeli ve şeytanın istediği bu korkunç ruh halinden çıkmalıdır. Bir ayette, müminin göstermesi gereken tavır şöyle açıklanır:

“Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.” (Araf Suresi, 200)